Monday, July 7, 2014

Armut Vücut Tipine SAhip Kadınlar Nasıl Giyinmeli?


Araştırmalar gösteriyor ki (kaynak Acun Ilıcalı'nın totosu) Türk kadınlarının yarısından fazlası armut tipi denilen vücuda sahip. Nasıl oluyor bu armut tipi? Geniş kalça, yayla basen, ince bel, dar omuzlar ve çoğu zaman küçük göğüsler. Böyle anlatınca iyi durmuyor biliyorm ama gözünüzde canlandırın diye abarttım. Şimdi kadınların çoğu doğru giyinmeyi bilmediği için armut olmasına bakmayıp kapri taytlar ve skinny jeanler ile sokağa çıkıyor. Eyvallah kendine güvenin var, bedeninle barışıksın ama gerçekten de tavuğa benziyorsun. Senin bir derdin yoksa bununla benim de olamaz ama bir yandan böyle giyinip bir yandan da niye kimse bana iltifat etmiyor diye yakınıyorsan o zaman dinle anacım.


Şimdi uzun uzun yazmak zorunda bırakmayın beni. Olay basit. İlgiyi ve bakışları o değirmentaşı popondan yukarılara doğru çekmen lazım. Bunun için de ya poponu küçük gösterecek kıyafetler seçeceksin ya da omuzlarını geniş gösteren ve belini ön plana çıkartan ya da ikisi birden. Şimdi bu konuda yazılmış bir sürü yazı var ve bir kısmı gerçekten de iyi. ben de sizi onlar yönlendireceğim anacım. Millet kasmış yazmış bir de beni uğraştırmayın.

Armut Vücut Tipi İçin Kıyafet Tavsiyeleri: Bu yazı çok uzun değil ve genel tavsiyeler içeriyor. Bakmaya değer. Bir de örnek resimlerdeki kıyafetlerin markasını ytazsaymış dahi iyi olacakmış. Belki bakan, alan olurdu.

Armut Vücut için Pantolon Tavsiyeleri : Bu yazı ise özel olarak pantolon tercihlerine yoğunlaşmış. Eğer geniş kalça dar omuz sendromundan müzdarip bir armutsanız bu yazı doğru pantolon tercihi yapmanıza yardım edebilir.

Armut Vücut Tipi için Mayo Bikini Tavsiyeleri: Bu ise yaz seonunda armutluğundan rahatsızlık duymadan plaj ve havuz başlarında arz-ı endam etmek isteyen kadınlar için.

Monday, April 28, 2014

Hangi renk elbise? Hangi renk çorap?

Evet evet farkındayım bu bir sağlık sorusu değil ancak sık sık karşılaştığım sorualrdan birisi. Ben de kendimi sık sık bu soruyu sorarken buluyorum kendimi ayna karşısında.
"Bu renk elbise ile ne renk çorap gymeliyim?"
Güzel soru Sevda, güzel soru. Ayna ayna söyle bana şu güzel küçük siyah elbise ile ne renk külotlu çorap iyi gider? Siyah mı ten rengi mi yoksa fildişi ya da kemik rengi? Peki ya seksi kırmızı elbisemi nasıl daha seksi hale getirebilirim? Şu şık beyaz elbisem ile külotlu çorap giymem gerek ama ne renk? İşte bu tip sorulara cevap arayanalr için mükemmel bir blog keşfettim: Külotlu Çorap Tavsiyeleri. Bu blogun yazarı da adaşım, Sevda. Ve tek takıntısı çoraplar ve çorap modası gibi duruyor (Hakkını yemeyeyim bir de sağlıklı yiyecekler üzerine blog yazıyor: İyi Gelen Yiyecekler). Siz de inceleyin anacım. Hatta ilginizi çekecek bir kaç yazıya link de vereyim de tam olsun.

Siyah Elbise ile Ne Renk Çorap Giyilir?

Beyaz Elbise ile Ne Renk Çorap Giyilir?

Kırmızı Elbise ile Ne Renk Çorap Giyilir?

Monday, April 21, 2014

Antibiyotik Direnci Gerçekten Kötü Bir Şey Mi?

Soru: Sağda solda antibiyotiklere karşı dirençli bakterilerin geliştiğinden falan bahsediyorlar. Felaket falan olacakmış. Cidden o kadar ciddi olabilir mi durum?

Cevap: Kısaca cevap vereyim: Beter bile olur. Uzun cevap vereyim: Çok pis daha beter olur. Sululuk etmeyi bırakıp cevap vereyim: Bakteriler en hızlı evrim geçiren dolayısıyla da eçvrelerine en hızlı ayak uyduran canlılar. Hızlı üreyen bir bakteri kolonisi bir saatte dört beş defa nesil değiştirebiliyor. Yani bir saatte tek bir bakteri kolonisinden dört ya da beş kere bölünerek çoğalmış yeni bir nüfus elde edilebiliyor. Ancak bu aynı zamanda her nesilde istenmeyen mutasyonların da hızla ortaya çıkması ve bunların arasından işe yarayanların yayılması demek. Evrim 101 dersi yani. 

Bakteriye ilacı antibiyotikleri dayayınca çok büyük kısmı ölüyor. Eğer ısrar edip ilacı normal etkin dozunda yeterli süre kullanırsak direnç geliştirme yolundaki bakterileri de öldürüp direnç kazanmış bakterilerin dünyaya yayılmasının önüne geçiyoruz. Ancak çoğu zaman antibiyotikleri doğru süre ve dozda kullanmıyor, yarıda bırakıyor, kafamıza göre alıp içiyoruz...böyle olunca da mikroplar daha kolay hem de çok daha kolay direnç kazanıyorlar.

Şu anda A.B.D'deki en yaygın dördüncü ölüm sebebi hastahanede yakalanılan enfeksiyonlar ki hastane enfeksiyonunu en büyük sebebi de direnç kazanmış bakteriler.

Şimdi bunu daha yakından öğrenmek istersen şu kaynaklara da bir bak derim:

Monday, April 14, 2014

Çok ilginç bir vajinismustan kurtuluş hikayesi

Soru: Bana cesaret verici ve kendime güvenimi arttırıcı bir vajinismustan kurtuluş blogu tavsiye edebilir misiniz?

Cevap: Siz beni Haydar Dümen mi zannediyorsunuz? Zannetmeyin değilim. Bu konudan da çok anlamam. Ama soru inboxa düşer düşmez hemen google denen mucizeye başvurdum. Doğal şüpheliler olan kadın forumlarında bir dolu sırva okuduktan sonra aşağıda linkini verdiğim bloga rastladım. Blogun yazarı şehirli, bankacı, üniversite mezunu bir kadın ve tam iki sene boyunca vajinismus tedavisi yolları aramak zorunda kalmış. Sonunda terapi ve kegel egzersizleri ile kurtulmuş. Tanıdık bir hikaye. Farklı olan iki yönü var:
  1. Vajinismusa yakalanan bu kızımız normalde bekleyeceğimiz gibi cahil ve baskıcı bir ailede büyümemiş. Buradan çıkartacağımız ders: Olmaz olmaz deme olmaz olmaz...Vajinismus hemen her kadının başına gelebilecek bir rahatsızlık ve tedavi yöntemlerini iyi incelemk gerek.
  2. Bu kızımızın dili döndüğü ve gerçekten iyi bir stili olduğu için yazdıklarını sıkılmadan okuyabiliyorsunuz. Blog biraz yavaş gidiyor ama her yazısı dolu dolu ve işe yarar bilgiler sağdan soldan karşınıza fırlayıveriyor. Düşünsenize Haydar Dümen'le bile fütırsızca dalga geçiyor.
Bence bir bakmakta fayda var: Vajinismusu Yenmek

Not: Bana da kadın cinsel organı hakkında yazı yazdırdınız ya helal olsun :)

Monday, February 17, 2014

Sivilce izlerimi nasıl geçirebilirim?

Soru: Suratım göktaşı yağmurunda kalmış gibi kraterlerle dolu, sivilce izinden derimin gerçek rengi yok olacak neredeyse. Yok mu bir mucize krem süreyim de geçsin?

Cevap: Bak canım, bak evladım bu işin kolay bir yolu var. O da lazerli estetik. Bir kere yaptırıyprsun sonra rahat ediyorsun. Öyle çok tuzlu da değil. Amerikada en son 2000 doların altına yapılıyordu. Türkiye'de de fiyatlar benzerdir sanki. Ama ben de burada her şeyi bilen kahin değilim o yüzden benim lafıma güvenip de gidip ben 2000 dolares diye geldim diye kimsenin kapısına dayanma. 

Haa dersen ki ameliyat falan beni bozar o zaman bitkisel olaylara falan girebilirsin. Limon suyu, elma sirkesi falan zaten bu işlere bulaşanların bildiği şeyler de bir de sandal ağacı, zerdeçal kürü falan varmış sivilce izlerine karşı mücadele için...Şimdi hiç bunlar beni bozar falan demeden şu linke git: Sivilce İzleriyle Bitkisel Mücadele

Tuesday, February 4, 2014

Halı Sahada Beş Dakikada Şişmemek İçin Ne Yapmalıyım?

Soru: Halı sahada beş dakikada şişmemek için ne yapmalıyım? Maç başlar başlamaz şişip kalıyorum, ne yapmam lazım?

Cevap: Bak güzel arkadaşım bunun bir dolu sebebi olabilir ama ilk akla gelen sigaradır elbette. Tüten bir sigara bacası olmadığına emin misin? Yani günde 2 paket sigara içiyorsan koşmayı coşmayı unutacaksın bir kere.

Haa, diyorsun ki sigaram alkolüm yok. O zaman da belki senin problemin ısınmadan maça çıkmak. Her bünye farklıdır ve kimi insanlar kaslarını hazırlamadan aniden yüksek tempoda fiziksel efor sarfetmeye gelemezler. Belki sen de böylesin. O zaman denemen gereken şey öncelikle maçlardan önce beş dakika ısınma ve germe-açma hareketleri yapmak. Bence ısınmayı alışkanlık haline getirirsen o zaman performansın artacaktır.

Tüm bunlar aklına yatmadı mı? O zaman belki de beslenmenle ilgili bir problemin var. Eğer kansızlık yaşıyorsan genel enerji düzeyin düşük olur ve özellikle yüksek efor sarfeden işlere gelemezsin. Eğer durum buysa anemiye iyi gelen yiyecekler tüketerek kısa zamanda enerji seviyeni yukarı çekebilirsin.

Şimdi gelelim tavsiyelere.

  • Isınmayı ihmal etme...
  • Maçtan hemen önce yemek yeme, hele hele yağlı şeyler yeme
  • Maç akşam saatlerindeyse öğlen bol karbonhidratlı ama az yağlı yemekler ye. Mesela makarna. Bu maç içinde enerji seviyeni yukarı çeker
  • Maçtan önceki 24 saatte fazla alkol tüketme
  • Maça başlar başlamaz depar atmaya başlama, bırak vücudun biraz alışsın. Temponu yavaş yavaş arttır.

Monday, February 3, 2014

Halsizliğe çare Red Bull mu?

Soru: Gün içinde kendimi çok halsiz hissediyorum. Dikkatimi toparlayamıyorum. Bir Red Bull patlatsam düzelir miyim?

Cevap: Bak canım bak arkadaşım. Red Bull reklamlarda olduğu gibi kanatlandırsa yerde yürüyen insan kalmazdı. Bu enerji olayının basit bir matematiği olduğunu unutmayasın canım evladım. Enerji patlaması yaşatan her ilaç ve enerji içeceği ve başka her ne zımbırtıyı kullanmak istiyorsan işte onun sana ödeteceği bir bedel vardır.

Bir kutu Red Bull'da ne kadar enerji var dersin? O kadar canlandırma gücüne göre epeyce çok olmalı değil mi? Aslında bir kutu koladan daha fazla enerji içermiyor Red Bull. Stadandard Red Bull kutusunda 110 kalori var. Peki o zaman nasıl oluyor da kanatlandırıyor? Metabolizmayı bütün rezervlerini bir anda yakmaya kandırarak. Bunun sonucu ne oluyor? Kısa sürede enerji artıyor ama ardından, Red Bull etkileri geçtikten sonra ani bir çöküntü yaşıyorsun. Mesela hiç düşündün mü neden Fransa Bisiklet Turu'nda yarışan bisikletçiler yarış sırasında bile aslında yasal olmasına rağmen enerji içeceği tüketmiyor diye? Çünkü onların gerçek ve uzun süreli enerjiye ihtiyacı var. Bu enerjiyi de akşamları kova kova makarna yiyerek depoluyorlar.

Şimdi bu asla Red Bull içme mi demek? Yoo, asla. Arada sırada geçici bir gazlamaya ihtiyacın olduğunda çekinmeden bir tane Red Bull ya da başka bir enerji içeceği patlatabilirsin. Ama kendini sürekli yorgun ve halsiz hissediyorsan belki de başka bir sorunun olabilir. Durum ciddiyse bir doktora git canım benim. Yok o kadar ciddi değilse belki de mesele yanlış beslenmektir. O zaman şuradaki halsizliğe iyi gelen yiyecekler sayfasına bir göz atabilirsin.

Friday, January 31, 2014

Güneş kışın da yakar mı?

Soru: Sıcak havada kızarıyoruz, yanıyoruz. Ben kışın soğuk ve karlı havada da kızarıyormuşum gibi hissediyorum. Soğuk hava da sıcak hava gibi yakar mı?

Cevap: Valla ne desem bilemedim. Birinci olarak cildi yakan, güneş yanığına sebep olan şey sıcak hava değil güneş ışığındaki ultraviole yani mor ötesi ışınlardır. Bu zararlı ışınlar cildimizle temas edince cilt kendini korumak için tepki göstermeye başlar ve zamanla bornzlaşırız ancak bu arada ultraviole ışınlar cildimizdeki hücrelerin yapısını bozarak güneş yanığına sebep oluırlar. Aynı güçteki güneşi çok soğuk havada da üstümüze tutsak yanarız yani.

Güneşin ne kadar yakacağını pğek çok faktör belirler. 

  • En önemlisi güneş ışığının yeryüzüne ulaştığı açıdır. Kuzey yarımkürede güneş en dik açısına 21 Haziran'da yani yaz gün dönümünde ulaşır. Aslında örneğin 21 hazirandan tam iki ay sonra 21 Ağustosta ne kadar yanarsak 21 Nisan'da da o kadar yanarız. 
  • Güneş ışığının önündeki engeller de önemlidir. Rutubetsiz ve tamamen açık havada güneş ışığı kırılmadan, mor ötesi ışınlar başka moleküllere çarpmadan bize daha rahat ulaşırlar. O yüzden kuru ve açık havada güneş daha çok yakar.
  • Yerde kar ve buz olan yerlerde güneş ışığı bu yüzeylerden yansıyarak sanki ikinci bir güneşmiş gibi cildimize ulaşır. O yüzden aslında kışın güneş ışığı daha eğik bir açıyla geliyor olsa da karlı yerlerde yakma etkisi normalde olması gerekenden fazladır.
  • Soğuk havada kan cildimizden çekilir ve iç organlara doğru akar. Derideki kılcal damarlar daralır bu da dış etmenlere karşı tamir ve koruma gücümüzün azalması demektir. Aynı miktarda güneş ışığı soğuk havada daha çok zarar verebilir çünkü derideki kan akışı daha az olduğu için bağışıklık sistemimiz yeteri kadar etkili bir şekilde başa çıkamayabilir.

Akne sivilce neden çıkar?

Soru: Bende ergenlik sivilcesi ve akne çok fazla oldu. Arkadaşlarımın bir kısımnda ise hiç olmadı? Bu adaletsizlik neden? Bu bana verilen bir ceza mı?

Cevap: Ergenlik sırasında çıkan sivilce, akne, siyah nokta problemi kabus olabilir. Ama kadere isyan etmeye gerek yok. Sivilce ve akne sıklığı ve çokluğunu belirleyen üç önemli etken vardır. Cilt tipi (genetik), vücut kimyası (beslenme, mineral dengesi vs), ve stres (psikolojik).

Bu faktörlerin genetik olanını değiştirmek için artık çok geç. O yüzden takmayacaksınız kafanıza. Zatren kesin olarak ne tip ciltlerin akneye karşı daha hassas olduğu bilinmiyor. Ancak yağlı ciltlerin akneye daha sık maruz kaldığına dair görüşler var.

Stres vücudun dengesini bozar ve androjen denilen hormonların salgılanmasını arttırabilir. Bu özellikle ergenlik döneminde etkisini arttırır. Stresten uzak kalmayı becerebilirseniz sivilce sorununuz da azalacaktır. Elbette bu tavsiye çok da anlamlı değil. Stresten uzak durabilsek hepimiz uzak dururuz zaten. Ama en azından sivilcelerinizin sorumlularından birisi de elinizde olmayan bu faktörlerdir, bari biraz içiniz rahatlasın.

Doymuş yağ oranı yüksek gıdalar akne ve sivilceyi teşvik edebilir. Yüzde yüz tıbbi kanıt olmasa da zaten başka sebeplerle de yağı az tutmanız gerek. Bari mazeret olsun da yağı azaltın.

Yağ bazlı kozmetikler gözeneklerin tıkanmasına ve sivilce oluşmasına sebep olabilir. Su tabanlı kozmetiklere geçiş yapmak işinize yarayacaktır.
,
Sıkı yakalar, sırt çantalarının vücuda ağırlık uyguladığı bölgeler, sık kaşıdığımız yerler sivilce ve akne oluşması için daha riskli bölgelerdir. Bunlardan kaçınmak zor olsa da gereksiz yere aşırı sürtünme ve basınç uygulayan öanta ve giysilerden kaçınmak akne problemini azlatmanıza yardım eder.

Thursday, January 30, 2014

Şaşılık ameliyatı nedir, ne zaman yapılır, başarı oranı nedir?

Soru: 25 yaşındayım. Şaşılık ameilyatı olmak için çok mu geç? Olursam başarı oranı nedir? Yan etkisi var mıdır?

Cevap: Diyorsun ki bana komple bir cevapla gel. Peki. Buyur.

Merkezimizde 6 aylık bebekten 70 yaşındaki erişkin hastaya kadar her yaş grubunda şaşılık ameliyatları başarı ile yapılmaktadır. Daha önce yetersiz düzeltme yapılmış veya aşırı düzeltme yapılmış (örneğin: içe kayan göz ameliyat sonrası dışa kaymışsa) hastalar da kliniğimizde etkili olarak ameliyat edilmektedir. İçe doğru, dışa doğru, yukarı ve aşağı doğru, oblik kaymalar, bazı bakış kısıtlılıkları, ara ara olan kaymalar, uzak yakın farklılığı olan kaymalara müdahale yapılmaktadır. 
Yana baktıran, yukarı aşağı baktıran rektus adalelerine, alt oblik ve üst oblik adalelere müdahaleler, nistagmus ameliyatı, Faden ameliyatı, botulinum toksin uygulaması yapılabilmektedir. 
Dokuz ile elli yaş arası göz tembelliği olan hastalarda var olan görmeyi ortalama yüzde atmış civarında artırabilen Nörovizyon tedavisi verilebilmektedir.

Şaşılık ameliyatları büyük çoğunlukla göz küresinin dışında yer alan kaslar üzerinde gerçekleşir. Şaşılığın düzeltilmesi ve gözler arasındaki paralelliğin sağlanması için muhtelif teknikler kullanılarak bu kasların güçleri arttırılır, azaltılır veya kasların etki noktaları değiştirilir.
Şaşılık ameliyatları uzun süre hastanede kalmayı gerektirmez. Ancak her ne kadar lokal anestezi ile operasyon mümkün olsa da hastanın konforu, cerrahın rahat çalışabilmesi açısından ve kasların daha iyi manipule edilebilmesi gibi amaçlarla şaşılık cerrahisinde genel anestezi uygulaması tercih edilir. Bu nedenle, operasyondan sonra genel anestezi etkisinden dolayı birkaç saat hastanede gözetim gerekir. Daha sonra hasta verilen talimatlara uymak kaydıyla evine gidebilir.
Şaşılık ameliyatları ile ilgili bilinmesi gereken bazı önemli hususlar şunlardır:

1. Şaşılık ameliyatları başarı oranı yüksek ameliyatlardır. Ancak başarı beklentisinin gerçekçi olmasında yarar vardır. Örneğin çocuklarda şaşılık ameliyatlarının sonucu kozmetik yararlarından ziyade fonksiyonel yararları ön plana alınarak değerlendirilmelidir. Çocuğun görme gelişimini olumsuz biçimde etkileyen bir kaymanın düzelmesinde başlıca ölçüt kozmetik mükemmellik değil, görme gelişiminin önündeki engeli kaldırmaktır. Özellikle doğuştan gelen kayıplar ve hareket kısıtlılıklarında gözü tamamen normal bir hareketliliği kavuşturmak yapısal olarak imkansızdır. Burada amaç, gözün tüm hareketliliğini tamamen normal hale getirmek değil, gözlerin en çok kullanıldığı düz karşıya bakış pozisyonundaki paralelliği sağlamak, böylece kısıtlılığın sebep olduğu baş eğriliği gibi sorunları gidermek ve görme gelişimini mümkün olduğunca iyileştirmektir.
 
2. Şaşılık ameliyatları, tek başlarına değil özellikle çocuklarda uzun süreli bir tedavi sürecinin bir parçasıolarak düşünülmelidir. Bir şaşılık sorununun tamamen giderilmesinin birden fazla ameliyat gerektirmesi az rastlanan bir durum değildir. Dünya genelinde şaşılık tedavisinde iyileşme için gereken ortalama ameliyat sayısının 1.5 civarında olduğu düşünülürse bu durum daha iyi anlaşılabilir. Hatta bir çok durumda mevcut kaymayı tek bir ameliyatla düzeltmek yerine aşamalı bir yaklaşım daha iyi sonuç verebilmektedir. 


3. Değil şaşılık cerrahisinde, tıbbın hiçbir alanında, hiçbir tedavinin "garantisi" olmaz. İnsan vücudunun arzettiği yapı ve burada doğabilecek sağlık sorunlarının giderilmesinde, mekanik bir eşyanın üretim ve onarımında sunulana benzer bir garanti kavramı sözkonusu olamaz. En basit bir diş çekiminden, enjeksiyona kadar hiçbir tıbbi müdahalenin %100 garantisi yoktur, olamaz. Tıp biliminde başarı oranları istatistiksel olarak değerlendirilir ve olasılık oranları sözkonusudur. Şaşılık cerrahisinin başarı şansı da, hastalığın durumuna, hastane ve/veya cerrah'a göre bazı farklılıklar göstermekle birlikte %70'in üzerindedir. Ancak burada "başarı" derken kastedileni 1. maddedeki şekilde anlamak ve bu amaca ulaşırken birden fazla cerrahi girişimin gerekebileceğini de unutmamak gerekir.

4. Şaşılıkların tedavisinde ameliyat edilecek gözün seçimi şaşılığın nedenine bağlı olarak değişebilir. Çoğu zaman daha çok kayan ve/veya az gören gözün ameliyat edilmesi tercih edildiği gibi bazen sorun aslında kaymayan gözde de olabilir. Bazı şaşılık türleri ise her iki gözün birden ameliyatını gerekli kılabilir. Bu nedenlerle hastanın kendisinin "sorunlu" olarak algıladığı gözü ile, tedavi gerektiren gözler her zaman aynı olmayabilir. Bu konudaki karar tamamen hekime aittir.

5. Her cerrahi girişim gibi şaşılık cerrahisinin de belli potansiyel riskleri olmakla birlikte bunlar oransal olarak diğer göz ameliyatlarına göre çok daha düşüktür. Kontrolsuz kanama, yüzeyel enfeksiyon, kalıcı asimetri, kalıcı irritasyon, kalıcı çift görme, kaymanın düzelmemesi veya aksi yönde devam etmesi gibi haller şaşılık ameliyatlarının bilinen olağan komplikasyonları arasında sayılabilir. Görme kaybı ve göziçi enfeksiyonlar ise daha nadir görülebilir. Bunlara ek olarak uygulanan genel anestezinin bilinen yaşamsal komplikasyonlarını da unutmamak gerekir. Ancak bütün bu risklerin deneyimli bir cerrah, ameliyathane ekibi ve uygun bir cerrahi sonrası bakım ile minimalize edilmesi mümkündür.

6. Ameliyat saatinden önce en az 6 saat boyunca midenin tamamen boşalması için tam bir açlık periodu geçirilmesi şarttır ve yaşamsal önem arz eder. İlaç kullanımını gerektiren ciddi bir sistemik rahatsızlığı olan hastaların ilaç kullanımı ile ilgili düzenlemeler ameliyat öncesi ilgili anestezioloji uzmanı tarafından değerlendirilerek düzenlenir. Bu düzenlemeye uyulması da çok önemlidir.

7. Ameliyattan sonra ilk gece opere edilen göz bir bandajla kapalı tutulur. Ertesi gün açılarak ilk pansumanı yapılan ameliyatlı gözün kapaklarının şiş ve hafifçe morarmış, gözün için kızarık ve kanlanmış olarak görünmesi olağandır İkinci kez opere edilen gözlerde ve ameliyat öncesi çok ağlamış olan çocuklarda bu belirtiler daha bariz olarak görülür. Genellikle ameliyat sonrası gözün normal görünümüne kavuşması 6 hafta civarında sürer. Bu süreçte gelişebilecek allerjik bazı reaksiyonlar veya enfeksiyonlar ise bu süreyi uzatabilir. Ameliyat sonrası genellikle biri antibiotik içeren, diğeri ise anti-inflamatuar özellikli iki göz damlası, günde 4 kez, birer damla olarak 15 gün süreyle kullanılır. Bu sürede gözlerin kaşınması, sulanması gibi durumlar normaldir.
8. Eğer hasta hafif bir işte çalışıyorsa ameliyattan sonraki ilk günden itibaren  işine geri dönebilir. Çocuklar da 2-3 günden sonra okula devam edebilirler. Ancak ilk bir hafta toz, duman gibi irrite edici çevresel etkenlerden korunmaya azami dikkat sarfetmek gerekir. Ayrıca duş alırken ameliyatlı göze su ve sabun temas etmemesine, uyurken bu gözün üstüne yatmamaya veya elle kurcalamamaya dikkat edilmelidir. Bunlar henüz taze olan yaraya zarar vermese bile enfeksiyon açısından risk oluşturdukları için önemlidir.

9. Ameliyattan önce gözlük kullanan bir hasta, ameliyattan sonra da aynı gözlüğüne mutlaka devam edecektir. Şaşılık ameliyatlarının gözlük ihtiyacını ortadan kaldırmak gibi bir amacı ve yararı kesinlikle yoktur. Hastaların ameliyattan sonra gözlüklerini çıkartacakları yönünde bir beklentileri asla olmamalıdır. Gözlük ile kayması düzelen olguların ameliyat edilmeleri zaten gereksiz, hatta zararlı olabilir. Sadece gözlüğü çıkartmak amaçlı şaşılık ameliyatı olmaz. Gözlük kullanan ve kayması olan bir kişi, ameliyatla kayması düzeltildikten sonra da gözlüğe ihtiyaç duymaya devam edecektir. Sadece bazı durumlarda kullanılan gözlüğün derecelerinde bazı değişiklikler yapılabilir. Gözlük, var olan bir kırılma kusurunu düzeltmek için kullanılan bir gereçtir ve eğer amaç gözlükten kurtulmak ise seçenek şaşılık ameliyatı değil, ancak refraktif cerrahi olabilir. Bu seçenek ise hastanın tıbbi durumunun hekim tarafından değerlendirilmesi ve uygun görülmesi halinde geçerlidir.

10. Ameliyattan sonra 1-2 ay kadar süren geçici bir çift görme dönemi olabilir. Bu, artık paralel olan ve bir arada gören gözlerin bu duruma alışması için gerekli bir süreçtir. Bu durumun kalıcı olması hali çok nadirdir ve ek önlemler gerektirebilir.

11. Şaşılıkta cerrahi düzeltmede aşamalı ve temkinli bir yaklaşım, her zaman için aceleci ve tek ameliyatla sorunu çözmeyi hedefleyen yaklaşımdan daha başarılı sonuçlar verir. Bu nedenle şaşılık tedavisi süreci içinde aynı gözde veya diğer gözde başka ameliyat(lar)ın gerekebileceği hiçbir zaman unutulmamalıdır.

Yürüyerek Kilo Verilir Mi?

Soru: Ağır diyet yapmak istemiyorum. Sağlıklı zayıflamak istiyorum. Düzenli, beslenip günde bir saat yürüyüş yaparak zayıflayabilir miyim? Ayda ortalama kaç kilo verebilirim?

Cevap: Tebrikler, diyet ve hızlı zayıflama tuzağından kurtulmayı başarmışsınız. Şimdi gerçek hesaplara girebilirsiniz. Ortalama erkek vucudu sağlıklı bir yaşam için günde 1600-2000, ortalama bir kadın vücudu ise sağlıklı yaşam için 1000-1600 kaloriye ihtiyaç duyar. Ekstra aktivitesi olmayan bir kadın eğer bu taban seviyesinin üstünde kalori tüketirse kilo alır, daha az kalori alırsa kilo verir. Kilo hesabı işte bu kadar basittir. 

Bir saat normal hızda yürüme (5 km/s) yaklaşık 250-270 kalori yakmanıza yol açar. Eğer hızınızı 7-7.5 km/s'e çıkartırsanız o zaman yakılan kalori miktarı da 350 civarına çıkar. Bir saat yürüyşün kalori olarak eş değeri iki ortaboy patatestir. Fena değil yani.

Peki bu ne kadar yağ yakmama sebep olur? Bir gram saf yağ 9 kalori içerir. Yani yaktığınız her ekstra 9 kalori ortalamada 1 gram fazladan yağ yakmak demektir. Ancak dikkatli olun. Bu hesabı yapıp da haftada bir gün maraton koşup geri kalanında yatmaya kalkmayın. Bu hesap ortalamada ne kadar yağ yakacağınızı gösterir. Ani egzersizlerle enerji depolarını tüketmek vücudu daha fazla depolama yapmaya iter ve hareketsizken metabolik hızınız daha da düşer ve egzersiz de boşa gitmiş olur. O yüzden haftada en az 5 gün orta yoğunlukta egzersiz yapmak en idealidir.

Biz hesaba geri dönelim. Eğer günde 1200 kalori alır, bir saat yürürseniz o zaman ortalamada her gün 300 kalori civarında kalori açığı verirsiniz ki bu da ortalama olarak günde 35 gram yağ yakmak demektir. Günde 35 gram ayda 1 kilo eder. 

Az mı geldi? Gelmesin. Aslında düzenli egzersiz ile bedeninizi daha fazla kalori yakmaya alıştırırsınız. Düzenli spor yapınca kaz kütleniz artacaktır, kaslarınız dinlenme halindeyken yağ hücrelerinden tam 50 kat daha fazla enerji yakar. 100 gram ekstra kas kütlesi günde 10 ekstra kalori yakmanız demektir. Az geliyor kulağa değil mi? Ama eğer 2000 gram, yani iki kilo kas kütlesi kazanırsanız günde vücudunuzun yaktığı kalori miktarı da ortalama olarak 200 artar. Fena değil ha? Kısacası düzenli hareket ile bir yandan doğrudan kalori yakarak kilo vereceksiniz bir yandan da bedeninizi düzenli oalrak daha fazla kalori yakmaya teşvik edeceksiniz.

Çocuğumun hiperkatif olduğunu nasıl anlarım?

Soru: Çocuğumun dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olduğundan şüpheleniyorum. Olup olmadığını anlamak için evde uygulayabileceğim bir yöntem var mı?

Cevap: Kendi başınıza karar vermeye kalkmanın alemi yok. Gerçekten ciddi şüpheleriniz varsa bir hekime danışın. Öte yandan her hareketli ve kendine has özellikleri olan çocuğun da rahatsızlığı olmadığını, zeki çocukların yaramaz hareketli ve kimi zaman içine kapanık da olabileceğini unutmayın. Biraz da kendi rahatınız için çocuğunuzun hareketliliğini azaltacak, onun yaratıcılığının ve kendi başına problem çözme yeteneklerinin gelişmesini engelleyecek önlemler almaktan kaçının. Ama elbette belki de gerçekten yardıma ihtiyacı olan bir çocuğunuz olabilir. O zaman aşağıda listelediğimiz semptomlara bir göz atın. Daha fazla bilgi için Dikkat Eksikliğine Ne İyi Gelir sayfasına göz atabilirsiniz

Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Belirtileri

Çocuğunuzda aşağıdaki belirtilerden 6′sı veya daha fazlası en az 6 aydır görülüyorsa kronik dikkat eksikliği yaşıyor olabilir.
  • Çoğu zaman ayrıntılara önem vermeden dikkatsizce yapılan hatalar
  • Uzun süreli görevlerde ve oyunlarda dikkati dikkatin dağılması
  • Direk olarak konuşulduğunda dinlemiyor gibi görünmesi
  • Görevleri organize etme becerisinin zayıf olması
  • Verilen görevleri veya oyunları sonuna kadar götürmeden bırakması
  • Zihinsel dükkat gereken oyunlardan veya görevlerden kaçması
  • Eşyalarını sık sık kaybetmesi
  • Yabancı, çevresel uyaranlar tarafından dikkatinin kolaylıkla dağılması
  • Günlük aktiviteler sırasında unutkan olması
Çocuğunuz aşağıdaki belirtilerden en az 6′sını veya daha fazlasını gösteriyorsa hiperaktivite bozukluğu olabilir.
  • Oturmanın gerekli olduğu durumlarda bile oturamaması
  • Uygun olmayan durumlarda koşması, tırmanması
  • Sessiz oyun oynayamaması
  • Her an hareket halinde olması
  • Aşırı konuşması
  • Sırasının gelmesini beklemekte zorlanması
  • Başkalarının lafını kesmesi, oyunlarını bölmesi

Dikkat eksikliğine ne iyi gelir?

Soru: Dikkat eksikliğim var ve gün içerisinde konsantrasyon kaybı yaşıyorum. Beslenmemi değiştirerek bu sorunu çözebilir miyim?

Cevap:Dikkat eksikliği pek çok sebeple ortaya çıkabilir. ADHD yani Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu teşhisi konmuş bir hasta iseniz ya da bu teşhisin konduğu bir çocuğunuz varsa o zaman sadece yiyip içtiklerinize dikkat ederek ya da bitkisel çözümlerle problemi tamamen ortadan kaldıramazsınız. Terapi ve ilaç tedavinize özen göstermelisiniz.

Ancak eğer dikkat kaybınızın sebebi nörolojik ya pskiyatrik değilse de sadece mineral eksikliğinden kaynaklanıyorsa o zaman diyetinizde yapacağınız çok da zor olmayan değişiklilkler ile dikkat ve konsantrasyon seviyenizi arttırabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken şey dikakt eksikliğine iyi gelen yiyeceklere diyetinizde daha fazla yer vermek. Bunlar neler mi? İşte size kısa bir liste. Daha fazla bilgi almak için şu yazıya göz atabilirsiniz: Dikkat Eksikliğine İyi Gelen Yiyecekler.
  • Omega 3 yağ asidi içeren gıdalar (yağlı deniz ürünleri)
  • Çinko içeren gıdalar (yer fıstığı, kabak çekirdeği)
  • Kronik yorgunluktan kaynaklanan dikkat eksikliği için bol vitamin ve demir

Saturday, January 25, 2014

Diyet yapıyorum kas kaybı yaşar mıyım?

Soru
 
Diyet yapmaya başladım ve tipik beslenmem de şu şekilde "Sabah kahvaltıda şekersiz çayla 1 dilim tam tahıllı ekmek ve biraz peynir yedim. Öğlen 2 adet kepekli bisküvi yedim. Akşam normal yemeklerden 1-2 kaşık yerim veya meyve. 1 saat spor" kas kaybı yaşar mıyım?
 
Cevap
Kas kaybetmek iki şekilde oluyor. 

Öncelikle kasların kendisi de bakım isteyen organlardır. Yani zamanla eskirler ve dokularının yenilenmesi gerekir. Kasların hammaddesi proteindir. Eğer yeteri kadar protein tüketmezseniz vucudunuz mevcut kas kütlesini zamanla yitirmeye başlayabilir. 

İkinci sebep ise aşırı diyet halinde vucudunuzun kaslarını enerji ihtiyacını karşılamak için yakmasıdır. Eğer uzun süren bir diyetteyseniz ya da gerçek bir kıtlıktaysanız o zaman hayati organlar ve beyniniz için gereken enerjiyi karşılamak için vücudunuz kasları parçalayarak enerjiye çevirir. 

Ama asla şöyle düşünmeyin: nasıl olsa yakacak yeteri kadar yağım var, ölüm diyetine gireyim bir kaç hafta kasayım sonra normal diyete dönerim. Hoşunuza gitsin gitmesin bedenimiz çok uzun zaman önce terk ettiğimiz bir yaşam stiline göre programlı. O yaşam stili de avcı-toplayıcı göçmen bir yaşam tarzı. Yemeğin az ve her zaman elimizin altında olmadığı bir yaşam tarzı bu. Vücutlarımız günlük kalori girdisi aniden azalınca tüm muslukları kısmaya programlıdır. Normalde 2000 kalori günlük tüketimi olan bir kişi birden bire 800 kaloriye düşerse o zaman bedenimiz hemen metabolizmayı yavaşlatır ve enerji tüketimini azaltmaya bakar. Bir bakıma vücudumuz kıtlıklarla başa çıkmak üzere tasarlandığı için gıda alımı birden bire düştüğünde kendini kıtlık moduna alır diyebiliriz.. Aslında yakacak yağı olsa bile hem yağ yakma hızı yavaşlayabilir hem de vücuda giren proteini kas yapmak yerine yakmaya başlayabilir. Yani bir yandan yakacak kadar yağı olan ama bir yandan da aldığı proteini kasa çevirmeyen bir bedene sahip olursunuz




Bel fıtığım var yürüyüş bandında yürümeli miyim?

Özet: Çim ya da tartan piste gitme şansın varsa yürüme bandından uzak durun
.
Uzun versiyon: Yürüyüş bantları genelde yük taşıyan eklemler (diz ve özellikle bel omurları) için çok sağlıklı değildir. Normalden fazla yük binmesine yol açar. Eğer doğal ve esnek bir ortamda (çim, tartan, toprak) yürüme şansın varsa mutlaka bunu tercih etmelisin. Elbette yürüme bandında yürümek hiç yürümemekten iyidir ama çok çok kaliteli olmadıkça koşu bantları eklem rahatsızlığı olanlara ve bel fıtığı çekenlere fazla tavsiye edilmez.